2022-11-14 10:55:05

BELEDİYELER NEREDESİNİZ, NEREDESİN DİYANET?

Kaşif Şahinkesen

sahinmedyagrubu@gmail.com 14 Kasım 2022, 10:55

Babalar düz yazıdır, anneler şiir. Baba biçim, anneler içeriktir.

Anneler eski yerli filmlerin hem ayrılma hem kavuşma sahnelerinde, karne, diploma törenlerinde, hele de asker yeminlerinde, fırsat buldular mı hayatın her yerinde, her saatinde, uluorta ağlarlar. Babalar eski yerli filmlerin ayrılma sahnelerinde, kız verirken nişan, nikah, düğün, düğün törenlerinde, askere oğul uğurlarken bir de bayram arifelerinde yalvaran kabirler gibi bakarak gizli gizli ağlarlar. Annelik babalık bu ülkede sanki biraz da açık ya da gizli bir ağlama sanatıdır. En çok da çocukları için...

Büyüyen kim?

Çocuklarımız, ömürlerimizin törpüleridir. Onlar, bizi içten ve dıştan sürekli azaltarak çoğalıyorlar ya da biz, onların bizi çoğalttığı düşüncesine kapılmaktan kendimizi alamıyoruz. Bu züğürt tesellisi hoşumuza gidiyor. Onların sayıları, boyları, yaşları, bizden eksilenlerle artıyor ve bizler gün geçtikçe daha fazla tükendiğimizi, fak etmeye başlıyoruz. Onlar büyüdükçe biz küçülüyoruz, onlar gülsün diye kimselerin görmediği kuytularda için için ağlıyoruz. Onları yaşatmak için kendimizi ölümün karşı konulmaz kollarına atıyoruz. En güzel zamanlarımızı, gençliğimizin en verimli çağlarını, hayatın keyif alınacak en muazzam dakikalarını onlar için harcıyoruz.

En kıymetlilerimiz, onlar kıymetlensin diye heba olup gidiyor!

Elde ettiklerimiz, harcadıklarımızın kaçta kaçıdır?

Onca emeğe, onca çabaya, onca mihnete katlanarak yetiştirilenler sonunda bize hangi bağışlarla, lütuflarla, ihsanlarla dönmektedir?

Bütün sıkıntıya, azaba değecek ne tür bir kazancın sahibi olmaktayız?

Yoksa ‘’ GÜTTÜĞÜ İKİ KEÇİ, ISLIKTAN GEÇİLMİYOR!’’ zavallılığında mıyız?

Bir gün kadının biri kucağında çocukla bir bilgeye gelir ve

‘’Çocuğumu eğitmek istiyorum, ne yapayım?’’ der. Bilge tebessüm edince kadın,

‘’Erken mi davrandım?’’ diye sorar.

Şöyle der bilge adam: ‘ Hayır, aksine geç kalmışsın, bana evlenmeden gelecektin!’’

Bir işe başvururken sizden yığınla belge isterler. Bir iş yeri açmaya çalışın, onlarca resmi evrak düzenlememiz gerekir. Bir mesleğiniz, bir işiniz olduğunu söyleyin, hemen sizden bazı vesikalar talep ederler. En ufak bir meslek kolu için bile seminerler, kurslar düzenlerler. Zira uzmanlaşma bir işi hakkıyla yapmanın en önemli başlangıcıdır. Bir araba mı süreceksiniz, aylarca kursa gitmeniz, onlarca konuyu ezberlemeniz gerekir. Bir bilgisayar kullanmak, hatta bir bilgisayar programını tam olarak anlamak için bile pek çok bilgi ve beceriye sahip olmanız gerekir. Peki koca olmak için bizden ne istiyorlar? Ya da karı olmak için sizden ne istiyorlar? Peki, anne baba olmak için sizden ne istiyorlar? Bildiğim kadarıyla hiçbir şey. Ben filancayı (karı ya da koca ) olarak kabul ediyorum diyoruz. Devlet de bizi karı koca ilan ediyor, bu kadar. Peki, bu kadar yetiyor mu? Bütün bunlar bilinirken devletin evlenmek için müracaat edenlerden karılık nedir, kocalık nedir, bir gün anne baba olacağına göre babalık nedir, annelik nedir, çocuk nasıl yetiştirilir konuşlarında bir bilgi istememesi her zaman hayretimi mucip olmuştur. Şiddete başvurmalar, iki günlükken boşanmalar, anne-baba-çocuk savaşları, aile bireyleri arasındaki tartışmalar, savaşlar, kavgalar, çatışmalar, çocuk yüzünden kapıya polis çağırmalar, darp raporu almalar, birbirinden davacı olmalar… Hemen hepsinde cahilliğimizin büyük etkileri vardır. Evlilik işleri belediyelerin ve DİYANETİN UHDESİNDE olduğuna göre, büyük bir fedakârlık isteyecek ama belediyeler ve diyanet bu işlerde muhakkak öncü bir rol oynamalıdır. Hele diyanet kendi asli görevinin dışında yapacağı işlerde her şeyi bilir, her şeyi anlar, her şeyi yapar. Diyanetin içinde her bakanlıktan bir parça bulursunuz. İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Çevre Şehircilik Bakanlığını. Halkın deyimiyle, verilen Cuma hutbeleri taraflı yanlı, yansız. Anlayacağınız Atatürk’ün kurduğu diyanet bugün yok. Muhammedî, İslam’ı anlatan diyanet. Her neyse konumuz bu değil, gelelim asıl konumuza…

Karıkoca kursları açılmalı, evlenmek için sözlenen, nişanlanan, çiftler muhakkak bu kurslara devam etmeli, uzmanlarından gerekli bilgileri almalı ve temel bilgilerle donanmalıdır. Bu kurslara devam etmeyenlerin nikahı onaylanmamalıdır. Böylesi bir tedbir insanları daha bilinçli kılacaktır. Bunun için nasıl zaman ayrılacağı sorulabilir. Hiçbir faaliyet insan olmanın dışında bir mana ifade etmemektedir. Ehliyet almak için, dikiş dikmek için, üniversiteye girmek için, bilgisayar öğrenmek için, yemek yapmak, dikiş dikmek için aylarca, yıllarca kursa gidenler, bütün ömürlerini sürdürecekleri yuvalarının sağlığı içi de birkaç hafta kursa devam etmekten imtina etmemeleridirler. Hatta sadece karıkocalık için değil, anne babalık için de bu kurslar olmalıdır. Okullarda zaman zaman annelere bu seminerler veriliyor. O seminerlerin birine katılan arkadaşım eşinin tepkisinden anlamış ki, bunun için geç kalınmış. Arkadaşımın eşi, ‘’Keşke daha önce bunları işitseydim, pek çok konuda çocuklarıma muamelem daha değişil olurdu.’’ diyen annelere şahit olduğunu söylemişti.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.